Taha AKYOL

ELBETTE bir cumhurbaşkanı, Anayasa değişikliklerini “şekil yönünden”
iptal ettirmek için dava açabilir. Sayın Sezer ise, daha ileri giderek,
son Çankaya savaşlarında siyaseten öylesine tarafgir hale gelmiştir ki,
Anayasa Mahkemesi’nden “hukuken imkânsız” bir talepte bulunmayı bile
denemiş, cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören Anayasa
değişikliğinin Anayasa Mahkemesi tarafından “yok hükmünde sayılmasını”
isteyebilmiştir!
Halbuki, Anayasa’mıza göre, Anayasa Mahkemesi, önüne gelen yasalar
konusunda ya “iptal” ya da “ret” kararı verir. Anayasa’nın 6. maddesine
göre, hiçbir kimse ve hiçbir organ “kaynağını Anayasa’dan almayan” bir
yetkiyi kullanamayacağı için, Anayasa Mahkemesi de “iptal” ya da “ret”
dışında, başka türlü bir karar veremez, mesela “yok hükmünde” sayamaz!
Fakat Sayın Sezer, son Anayasa değişikliği için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda bakın ne istiyor:
“… Anayasa’nın bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkındaki kanunun,

1- ‘Yok hükmünde’ olduğunun saptanmasına,
2- Olmadığı takdirde Yasa’nın tümünün biçimsel yönden Anayasa’ya aykırılığı nedeniyle iptaline,
karar verilmesini arz ederim.”

‘Yok’ saymak!
Halbuki, Anayasa Mahkemesi, şartları varsa, bir yasayı elbette iptal
edebilir, ama asla “yok hükmünde” sayamaz! Anayasa, böyle bir yetki
vermemiştir! Sezer’in bu talebi, Anayasa’ya ve Anayasa hukukuna kökten
aykırıdır. Sayın Sezer’in yıllarca çalıştığı Anayasa Mahkemesi, yarım
asırlık tarihinde “yok hükmünde” diye hiçbir karar vermemiştir!
Zaten Mahkeme de Sezer’in “yok hükmünde sayılması” talebini oybirliğiyle reddetmiştir! Bir tek üye bile bunu ciddiye almamıştır!
Uluslararası camiada en saygın Anayasa hukukçularımızdan Prof. Ergun Özbudun diyor ki:
“Böyle bir talepte bulunulduğuna inanılması bile güçtür. ‘Yok hükmünde’
sayılması istemi Anayasa’ya kesinlikle aykırıdır. Böyle bir kavram
sadece idare hukukunda vardır, genel müdürün imzalayacağı evrakı
çaycının imzalaması gibi… Ama Anayasa hukukunda böyle bir kavram
yoktur. Hukuk kavramlarıyla bu kadar oynanmamalı, bu kadar manüple
edilmemelidir.”

Tarafsız ve sembolik?
Sayın Sezer’in iptal davası açması normaldir ama Anayasa değişikliğinin
“yok hükmünde sayılması”nı istemesi, onun siyasi amaçları yönünde
hukuku nasıl zorladığının bir göstergesidir.
Liberal Düşünce Dergisi için hazırlamakta olduğum “Sezer ve Hukuk”
başlıklı uzun yazıda bunun birçok örneğini vereceğim. Sayın Sezer,
hukuku zorlayan gerekçelere dayalı vetolarıyla, bu şekildeki iptal
davalarıyla, atamalarının birçoğundaki siyasi tarafgirlikle, maalesef
“tarafsız” değil, yetkilerini ve makamının ağırlığını kendi siyasi
görüşleri için kullanan bir cumhurbaşkanıdır!
Demek ki, parlamento dışından, hatta yargı camiasından cumhurbaşkanı
seçmek, parlamenter rejiminin gerektirdiği tarafsız ve sembolik
cumhurbaşkanı modelini garanti etmiyor. Hatta siyasi tecrübe eksikliği,
onun siyaseten yapabileceği sorun çözücü, birleştirici girişimlerden
çekinmesine sebep oluyor.
Cumhurbaşkanı devlet görevinde “kamusal tarafsızlık” ilkesine
uyabileceğini göstermiş, “sembolik ve itibari” davranacak, parlamento
içinden bir isim olmalıdır.

Technorati Tags: ,

Powered by ScribeFire.



No Responses Yet to “Cumhurbaşkanı ve hukuk”  

  1. No Comments Yet

Leave a Reply