Firavun inadı
Tekirdağ otobüsünde yanımıza Karadenizli bir beyefendi oturuyor.
Bizimkiler duramıyor, başlıyor irşad ve tebliğe. O dönemler öyle.
Mutlaka bir girizgâh bulunur, mukteza-yı hal ve makama mutabık olup
olmadığına bakılmaksızın bir şeyler anlatılırdı. Cam kenarından
bizimkilerin gayretkeşliğini gözlemliyorum. Birisi sözü Firavun’a
getiriyor. O günlerde Zafer Dergisi, Firavun’un cesedinin çürümeyip,
ibret için korunduğunu ve bunun da asırlar önce Kur’an ayetinde
anlatıldığını neşretmiş. Bizimki bu muhteşem manzarayı naklederken
kendinden geçiyor. Ancak o ana kadar şaşkın bakışlarla arkadaşı
dinleyen vatandaş, inanılmaz bir yorum getiriyor: “Ula uşağım, bu
Firavun dediğin adam şehittir.” deyiveriyor. Hepimiz şoktayız. Musa
Aleyhisselam’ı, onun Firavun’a karşı verdiği mücadeleyi ta baştan
anlatıyor arkadaş. Adam dinliyor; daha doğrusu dinler gibi yapıyor ve
biraz önce verdiği yanlış hükmün doğru hüccetini açıklayıveriyor. “Suda
boğulan şehittir.” “Doğru, suda boğulan şehittir; lakin bu Firavun,
Musa’ya ve onun Rabb’ine isyan etmiş. Kızıldeniz ikiye ayrılıp Musa’ya
“geç” dedikten sonra nehrin sularına kapılıp gideceğini anlayan Firavun
secdeye kapanmış; lakin…” der demez, adam bir hamle daha yapıyor:
“Uşağım ben demedim mi size bu herif şehittir. Bak secdede ölmüş.”
deyiveriyor.
****
Powered by ScribeFire.
Filed under: Tolerans | Leave a Comment
No Responses Yet to “Firavun inadı”