Nur Çintay A.

27/05/2007


Dünkü
Radikal Cumartesi’de yayımlanan 27 Mayıs edebiyatı var ya, Gökhan
Akçura’dan üç misli uzunluğundaki kırpılmamış halini çaldım. Daha neler
neler var… İhtilâlin ertesi günü itibarıyla basın nasıl da doyamıyor
ordusuna; yazarlar nasıl gazlı, bugünden bakınca her şey nasıl sakil…

28 Mayıs tarihli Dünya gazetesi ‘Bütün Memleket Huzur İçinde, Ordu
Millet Sevinçle El Ele’ başlığını atıyor. Başyazar Bediî Faik,
“Görünüşte bir çizme bu” diyor, “Ama bastığı yerde çimenler gül
bitiyor. Geçtiği yerde, insan hak ve hürriyetlerinin, boyunları
bükülmüşken suya kavuşmuş çiçekler gibi doğruldukları görülüyor.”
Akşam gazetesi Hürriyet Anıtı yapımı için bağış kampanyası
açıyor, çünkü gazeteye göre “Demokrasiyi tesis için iktidar deviren ilk
ordu” Türk ordusu. Akşam’da köşe yazarlığı yapan Aziz Nesin ise 29
Mayıs tarihli yazısında, devrik yöneticilere acımamamız gerektiğini
ifade ediyor: “Suçlular, büyük Türk milletinin merhamet duygularının
arkasına sığınamasınlar. Çünkü Türk halkının merhametli yüreği, onların
saklanmak istedikleri çöp tenekesi değildir.”
Behçet Kemal Çağlar, 30 Mayıs tarihli Vatan’da “Çil yavrusuymuş
gibi darmadağın cüceler/Bütün yurdu kapladın bak, usul usul, Atam!”
diye coşuyor.

Milliyet, 4 Haziran 1960 tarihli nüshasında şöyle bir yoruma yer vermekte:

“Türk Silahlı Kuvvetleri 27 Mayıs 1960′da dünya tarihinin şimdiye
kadar kaydetmediği, eşi görülmemiş bir ihtilâlle inkılâbımızı
gerçekleştirmiştir. Bu yüzdendir ki başarılan harekete ‘ihtilâl’
kelimesi yakıştırılamamış, yabancı basında bu kelimeyi kullanan bazı
gazeteler de hadiseyi ‘zarif ihtilâl’, ‘centilmenler ihtilâli’
tabirleri ile takdim ihtiyacını duymuşlardır.”
27 Mayıs’ın ardından yayımlanan kitapların arasında hicviyeler önde.

“Muhterisler milleti mahvetmek istiyordu / İktidarı kaybetsem de
yine gitmem diyordu / Zavallılar acaba ne sanmıştı bu yurdu? / Tarumar
etti tahtını bir anda ordu” şeklindeki Yusuf Ziya Ademhan imzalı
manzume, ‘Ocak Başkanı’ adlı kitaptan.
Şemsi Belli ise taşlamalarını ‘Boncuk Kutusu’ adlı kitapta
topluyor. “Cemal Paşa, sen onları Yassı Ada yerine/Eşeklerin olmadığı
Eşek
Adası’na sür!” diyerek söze giren Belli, Yassı Ada’ya düşmüş milletvekillerine de şöyle hitap ediyor:

“Nerdesiniz koca vekil beylerim?/ Uslu durun, onbaşıya söylerim /
Hepinize arz-ı nefret eylerim / ‘Arz-ı hürmet’ eden diller nerede?”

Veee… ‘Hürriyet Yolunda’ adlı kitapta Tuğgeneral Faruk
Güventürk, hani “İşte bu emelsiz, gayesiz hırsız çete grubu komitacı
taslağı, artist bozuntusu, sahtekâr riya ve yalan hazinesi, aşağılık
hastalıklarıyle malûl insanlar bu mukaddes varlığı yıkmak istedikleri
için de bu ihtilâl meşrudur” diyordu ya…
Enteresan bir nokta da, Güventürk’ün yazısı boyunca dinden medet
umması, görüşlerini Fatiha suresiyle, Hazreti Ali öyküleriyle
desteklemeye çalışması. Noktayı şöyle koyuyor:

“Allah Kur’an’ı Kerim’in Necim suresinde ‘İnsan çalıştığı şeyden
başkasını bulamaz’, En’am suresinde ise ‘Günahkârlar irtikaplarının
[fenalıklarının]
cezasını çekeceklerdir’ buyurmuştur. İşte bu yönden de mukaddes

ihtilâl meşrudur.”

Darbeye Kur’an’ı da referans veriyorsun ya, daha ne olsun…

Kenan Evren meydanlarda ayetler okuduğunda paşamcağızın boşuna üstüne gitmişler; anlaşılan bu bir darbe geleneğiymiş.

Technorati Tags: , 27 Mayıs

Powered by ScribeFire.



No Responses Yet to “Kuran’daki Necim ve En’am surelerine göre ihtilâl meşrudur!”  

  1. No Comments Yet

Leave a Reply