Samsun’a gidilecekmiş,
fakat 19 Mayıs’ta değil, ertesi gün, 20 Mayıs’ta gidilecekmiş. “Atatürk
gibi”… Aynı gün gidilemiyor, resmi törenlerle çakışıyormuş.
Bu işin Atatürk gibi yapılması için de gemi aranıyormuş. Türkân Saylan (elbette!) Savarona yatını istemiş.
Fakat
Atatürk’ün yatı “o tarihlerde doluymuş”… Başka bir gemi bulunursa,
dört yüz kişiyle Samsun’a “çıkartma” yapılacak (deyim gene
Saylan’ın)… Çıkartma yapılıyor, çünkü Samsun şu anda herhalde
İstanbul hükümetine ve padişaha bağlı Kuva-yı İnzibatiye birliklerinin
elinde olmalı…
Şöyle Bandırma gibi bir vapur olsa, azgın
dalgalarla boğuşa boğuşa… Deniz Baykal bir güneş gibi doğsa…
Gözleri çakmak çakmak…
Ben bu tür muhabbetleri severim.
Fakat
bu mitingler dizisi niçin Samsun’da noktalanıyor? 21 Temmuz akşamı hava
kararıncaya, seçim yasakları başlayıncaya kadar sürdürülmeliydi. Her
ilimizde yinelenmeliydi. Niçin bu kadar çabuk pes ediliyor?
Düşünebiliyor
musunuz, Edip Akbayram konserinden sonra kürsüye Tuncay Özkan çıkıyor:
“Sevgili bilmemnereliler, ne zamandır gelmek istiyordum, nasip kısmet
bugüneymiş!”…
Tuncay’a diyorlar ki, aman paşam, sakın Soğukoluk’a gitme!
O
arada Zülfü Livaneli de Muhayyerkürdi makamından Enternasyonal
söylemeye başlamaz mı?… Bekir Coşkun bir köşede kendi kendine Onuncu
Yıl Marşı’nı mırıldanıyor, kırmızı araba geliyor ama zararsızdır diye
dokunmuyorlar… Deniz Baykal ile Zeki Sezer de hemen oracıkta
birleşiyorlar… Şenlik dediğin şenlikli olmalı.
Eskiden 19
Mayıs yaklaşınca bir tiyatro oyuncusu bulunur, kendisine Atatürk’ün
Samsun’a giderken giydiği Osmanlı general üniforması giydirilir
(koskoca Atatürk’ün Osmanlı ordusunda ne işi varmış yahu?), arkadaş
Dolmabahçe’den vapura binip Samsun’a gitmeden önce demecini patlatırdı:
Şeriatçılarla mücadele etmeye gidiyorum!
Biz Atatürk’ün Samsun’a Yunan ordusuyla mücadele etmeye gittiğini sanırdık, demek ki okulda yanlış öğretmişler.
Fakat
Şişli’deki evden çıkıp Dolmabahçe’ye kadar gelen o arkadaş değildi.
Açık arabayla Atatürk’ün büstü getiriliyor, büst basına demeç
veremeyeceği için de görevi tiyatrocu devralıyordu.
Ancak, 1919 model araba bulunamadığından, “bu da eski arabadır canım” diye, 1965 model bir Chevrolet Impala kullanılıyordu!
Hayret,
çünkü 1965 model Impala, benim kuşağım hatırlayacaktır, o sıralar daha
ziyade karşıdevrimci Süleyman Demirel’i çağrıştıran bir arabaydı…
Atatürk’ün
Şişli’den Dolmabahçe’ye hangi “güzergâhtan” gittiğini de öteden beri
merak eder dururum… Acaba Osmanbey-Elmadağ-Taksim üzerinden mi, yoksa
ters yönden, Zincirlikuyu-Kışlaönü-Beşiktaş yoluyla mı gitmişti? Belki
de kestirmeden, Nişantaşı-Maçka’dan inmişti… Bu konunun açıklığa
kavuşturulmasını beklemek hakkımızdır. Bu tür ayrıntılar önemlidir.
Bakın
örneğin Türkân Hanım ve arkadaşları da Samsun çıkartmasının öğle
yemeğinde kurufasulya ve pilav yemeliler. Atatürk’ün en çok sevdiği
yemekler bunlardır. Üstüne de limonata içermiş, Attila İlhan
açıklamıştı.
Hatta, miting alanında “Vardar Ovası”, “Aliş’imin
Kaşları Kara” gibi Atatürk’ün sevdiği şarkılar da çalınırsa, günün
anlam ve önemi daha bir ortaya çıkar.
Safiye Ayla’nın sesinden tabii… Müzeyyen Senar’dan istemem, o Demokrat Parti’yi hatırlatır.
Savarona
yatı o tarihlerde dolu olmasaydı, “ritüeli” tamamlamak adına güvertede
bir kız çocuğu da gezdirilebilirdi… Küçük Ülkü…
Ülkü’yü
oynaması için “Türkiye’nin en sevimli kızı” Özgü Namal’ı öneririm. Yaşı
tutmaz ama zarar yok. Oynadığı diğer genç kız rollerinde de tutmuyor,
Özgü kazık kadar maşallah, 1978 doğumlu.
İşi iyice büyütürsek,
Atatürk’ü Rutkay Aziz, İsmet Paşa’yı Savaş Dinçel, Trikupis’i Cezmi
Baskın, Vahdettin’i Macit Koper oynayacak.
Fakat Rutkay
ortalıkta yakası bağrı açık dolaşmayacak, gece hayatını ve rakıyı da
hemen bırakacak, bir daha Arif’in barına adımını atmayacak, sonra
Çılgın Türk Turgut Özakman kızıyor…
Ayrıca, Latife Hanım için
Rahşan Ecevit, Afet Hanım için Necla Arat, Sabiha Gökçen için Nur
Serter düşünülebilir. Recep Peker’i de Özdemir İnce’ye oynatalım yahu!
Technorati Tags: 19 mayıs, samsun mitingi, deniz baykal
Powered by ScribeFire.
Filed under: basından | Leave a Comment
No Responses Yet to “20 Mayıs Deniz Baykal’ı Parlatma Bayramı”